Kapat

Henüz üye değil misin? Kayıt ol ve yazmaya başla.

lock and key

Hesabınızla giriş yapın.

Kullanıcı Girişi

Şifrenizi mi unuttunuz?

Yaşam tahtası..

Yazar Kategori Seyir Defteri | Yorum

Yaşamın ortasında kendine rol kontenjanı vermiş bir canlıdır insan. Herkesin mutualist yaklaşımları bu sistemi ayakta tutmaktadır. Örneğin bir inşaat mühendisi ile bir giyim firması sahibi. Firma sahibi mühendisin yaptığı binada oturuken, mühendiste firma sahibinin ürettiği kıyafetleri giyer. Toplumun herkesmine yansıyan bu mutualist yaşam, rekabet ortamını biraz dindirirken, iç çatışmalardan dolayıda bir yandan arttırır. Kendinize yön verdiğiniz hayat,başkalarına bir fayda sağlamadığı durumda ise,maddi kaynak elde edemez ve bunu bir hobiye dönüştürmek zorunda kalırsınız. Bir çok araştırmacının bu konudaki izlenimi gelir getirmeyen uğraşların ve yaşam biçimlerinin mecburi hobi olduğu yönündedir. Bu sisteme karşı gelmek ; fakirlik,yalnızlaşma,ve intiharlar ile sonuçlanmıştır. Başarı dediğimiz olgu, göreceli bir kavram gibi algılanır malesefki. Başarılı bir müzisyen, başarılı bir iş adamı, başarılı bir yazar, başarılı bir tiyatrocu hep göreceli gelmiştir insana.”Kime göre ve neye göre başarılı ?” sözcüğünü içinizden geçirirsiniz. Kendi yaşamlarına uymayan herşey aptalcadır insanlara göre. Bunun nedeni büyüdüğü ortam, konuştuğu kişiler,oynadığı oyuncaklar, yediği yemek. Bunların herbiri kaderine dönüşür insanların ve ileride hangi yolda ilerleyeceğini belirler. 130 ülke gezip her türlü insan ile konuşan bir yazar aynen şöyle kaleme almıştır bu durumu ” Hayatımı adadığım şey,bilgiydi.Daha çok ülke gezersem,daha çok insanla konuşur, daha çok kültür görürdüm. Yaşam biçimlerini,okudukları kitapları, hayat felsefelerini,dinledikleri müziklerini, dinlerini, ayinlerini, manastırlarını bilme şansına eriştim. Binlerce insanla konuşmaya çalıştım, her gittiğim ülke insanları farklı dillere sahiplerdi öğrenmek için bir süre geçirmem gerekti. Buda 70-80 yıl ortalamasına sahip yaşantımın epey bir zamanını alı koydu. Ve edindiğim bilgiler, tanıştığım o binlerce insan, uğraş,kültür kafamın içindeydi. Kafam okadar çok doluyduki kendi hayatımı unuttuğumu farkettim sonra. Ve gördüğüm her konuda kendimi geliştirmeye çalıştım.Bir rahip gibi ayinler yapmak,bir müzisyen gibi birçok enstrüman çalabilmek, bir aşçı gibi dünya mutfağındaki her yemeği yapabilmek,bir dilbilimi uzmanı gibi her dili konuşabilmek, bir tarihçi gibi gördüğüm her lahitin anlamını üzerinde yazanları bilebilmek, bir dansçı gibi her ülke dansını zorlanmadan sergileyebilmek. Üzülerek belirtiyorum ki dünyayı gezip her kültürü edinmek güzel bir durum,fakat insan ömrü çoğul bir kültüre yetmiyor malesefki..Tanrı yüzlerce kültürü üzerimizde geliştirmemizi istemiyor sanırım. Ve ben kendimi her konuda geliştirmedikçe,kendimi yaşamış sayamıyorum..” . Günümüz dünyasında herkes kendini yeterli sanmaktadır, fakat daha çok gelişmek daha çok şey öğrenmek gerektir. Elimizden geldiğince dolgun bir zihin ve uygulamaları ile yaşamamız gerektiğine inanıyorum. Eğlenmeyi bilmeli,sevmeyi bilmeli, bilgileri edinmeli ve her şeyden önce yaşamayı bilmeliyiz. Tıpkı satranç gibi. Herkes birbirine yardım ederken,aynı zamanda kuyusunu kazmaktadır. Mutualizm, düşmanlık ile birlikte var edilebilir ancak yaşantılarımızda.

 


Yorum Yapın